Hoşgeldin Ziyaretçi,
Giriş Yap Üye Ol Facebook İle Giriş
  • Anasayfa
  • Forum
  • Arama
  • Üye Listesi
  • Ajanda
  • Yardım
  • > > > >
     Yorum : 0     Görüntülenme : 193
    Konuyu Oyla:
    • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 5
    EFSANE DİYET HİKAYESİ
    1 Ziyaretçi
    EFSANE DİYET HİKAYESİ
    03-03-2018, Saat: 12:58, (Son Düzenleme: 03-03-2018, Saat: 13:03, Düzenleyen: saglıkcınız.)
    #1

    width=200 height=200


    EFSANE DİYET HİKAYESİ
    Merhaba arkadaşlar bugün sizlere internette bulduğum bir diyet hikayesini paylşacağım, hikayeyi bu konunun altına anlatacağım , azim hırs ve nancın bir araya getirerek hazırlanan bu diyet hikayesini sizlerle payalaşıyorum hepinize iyi günler dilerim Smile

    Merhaba...
    Bu blogtan kimseye söz etmeyi düşünmüyorum. Belki , daha tam karar vermedim fakat "O" bilebilir. Hasbelkader gören, okuyan, izleyen de olursa deşifre olmamaya önem vermeyi düşünüyorum. Ekleme çıkarma yapmayı da süslemeyi de düşünmüyorum. Sevgili günlük kıvamında bir şey istediğim ama yalnızca perhiz macerama ait bir günlük.
    Muvaffak olabilirsem - ki başarının isimi 60'lı kilolar - başarımın günlüğü , azmimin kanıtı olur , muvaffak olamazsam da (bu sefer buna olasılık dahi vermek istemiyorum) nerelerde hata yaptığımın dokümanı Smile

    Sanıyorum, 8 Aralık 2010 Çarşamba günü başladı "O" önderliğindeki maceramız. Kendisi diyetisyenim olur. Bundan sonra isimi bu blogda bu şekilde anılacaktır. 98.8 kiloydum o gün. Çözümleme değerlerimin olduğu kağıdı ısrarla bana vermedikleri gibi kaybettikleri için o değerler hep bilinmeyen kalacak.

    Bugün başka bir deyişle 20 Ocak 2011 günü son vaziyet şudur;
    5 hafta kadar değişik bir şehirde olacağım için "O" bana, veyaları da olan bir liste yazdı ve 8 Ocak 2011 günü 94.9 kilo ile uzun bir ara için vedalaştık kendisiyle. Bu güne ait tahlil değerlerini gidince öğrenip buraya da not ederim. Her cumartesi tartılmamı ve not etmemi rica etmişti fakat buradaki kantar geldiğim gün dahi - son müzakeremizden yalnızca 3 gün sonraydı - öyle çok tarttı ki beni bir daha üstüne çıkmak istemedim. Bir cumartesiyi pas geçtik bakalım bu hafta bir hal yol bulacağım Smile

    Son perhiz listemi buraya not etmek ve ana kaideleri sayarak bitirmek istiyorum. Liste değiştikçe buraya da yazacağım fakat önümüzdeki 4 hafta liste aşağıda ;

    Sabah 09:30
    -200 ml süt
    -50 gr beyaz peynir
    -1 adet haşlanmış yumurta
    -4 parça ceviz veya 5 adet zeytin
    -3 ince dilim ekmek (75 gr)
    -yeşillik serbest

    veya dışardaysam

    -çay (şekersiz)
    -1 dilim tulum peyniri
    -yeşillik serbest
    -1 adet yumurta
    -1 adet gevrek


    Öğle 12:30/13:00
    -1 kase (kremasız) çorba
    -8 yemek kaşığı dolusu sebze yemeği (susuz)
    -1 su bardağı yoğurt
    -3 ince dilim ekmek (75 gr)

    veya dışardaysam


    -1 porsiyon kıymalı pide
    -yağsız salata
    -light cola


    İkindi 16:00
    -1 porsiyon meyve
    -1 su bardağı süt


    Akşam 18:30/19:00
    -250gr beyaz et veya 150gr kırmızı et veya 350gr ızgara balık
    -yağsız salata
    -200 ml ayran
    -3 ince dilim ekmek (75gr)


    Perhiz listesine ait notlar ve genel kaideler;

    Bahsi geçen et gramajları pişmemiş olarak ölçüldüğündeki ağırlıklarıdır.
    Sebze yemeği, sebze yemeği olabileceği gibi bakliyatlardan rastgele birisi de olabilir.
    Çorbanın içindeki et, pirinç gibi maddeler gözardı edilebilir.
    Sebze yemeğinin içinde et bulunabilir.
    Yemeklerden yarım saat önce 1 bardak su , bir buçuk saat sonra 2 bardak su haricinde bu müddetler ve ana öğün arasında sıvı tüketilmeyecek.
    Mutfak tartısı arkadaşım, kantar düşmanımdır. Ben yediğim her şeyi tartarım, beni bir tek "O" tartar.
    Hafta en az 3 gün 1 saat yürüyüş koşul.
    Ekmek her türlü hububatla yapılmış olabilir ancak üzümlü, cevizli, çekirdekli gibi taneli bir tür olmayacak.
    Sıvı tüketim saatleri dahilinde şekersiz çay ve şekersiz sade kahve tüketimi serbesttir.

    İlk gün...
    Böyle bir blog tutmaya başlamak için herhalde en kötü günü seçtim fakat bugün kendimi hazır hissediyorum ne yapalım Smile Şu 6 haftalık dönemde bu kadar çuvalladığım bir gün daha olmamıştı. Aslında hiç çuvallamadım ta ki bugüne kadar.

    Gün;

    10:30 uyanma ile başladı.

    Haneden şipşak çıkma gerekliliği nedeniyle saat

    12:00 civarında alternatif kahvaltı.

    Sonrası facia sormayın a arkadaşlar,

    17:00 bir avuç çekirdekli kuru üzüm ve yarım haşlanmış mısır.

    Ve nihayet haneye gelince,

    19:30 4 adet köfte, 75gr ekmek ve 200gr yoğurt

    Gün boyu su içmek filan hak getire.Kendime 1,5 litrelik pet şişe aldım. Bundan sonra ölçülü içicem söz.

    Yürüyüş mü? Hayvanat bahçesindeki 2 saatlik tur ve 4.kattaki haneye tırmanma sayılırsa yürüdüm evet.

    2.gün...
    Kimi zorunluluklardan 06:30 da uyuyunca ve uyanmak 10:00'ı bulunca
    11:00 sabah kahvaltısı (kızarmış ekmek, haşlanmış yumurta, peynir, sevgili eşimin elleriyle hazırladığı 5 adet zeytin, süt)
    15:30 da öğlen yemeği (tel şehriyeli, tavuklu çorba ve biber domates sotesi, yoğurtlu karnabahar, ekmek)
    Geceden borçlanılmış uyku ve
    19:30 ara öğün tüketimi (süt ve kuru incir, ah o incir iyi ki var)
    22:00 akşam yemeği (130gr kadar et döner ve sarımsaklı yoğurtlu haşlanmış karnabahar eşliğinde elbette ekmek de var Smile
    yeniden çok az su, kışın ne oluyor bana böyle bilmiyorum. Gebeliğimde günde 6 litre olarak tükettiğim suya ne oldu?
    yürüyüş mü? evin kapısında eşiğe adım atmadım. Allah sonumuzu hayretsin.

    3.gün...
    Yok yapamıyoruz, erken kalkamıyoruz. Yarın saat kurup kalkacağım kararlıyım.Bugün yeniden tozuttum fakat ne tozutmak.
    11:00 sabah kahvaltısı her vakitki gibi
    16:00 öğle yemeği hanede olanlarla geçiştirildi (bir kase çorba, 50gr kadar et döner ve yoğurtlu karnabahar ve ekmek tabii)
    Ara öğün sizlere ömür neden mi? Sebebi yok tamamiyle saçmalamaktan dolayı.
    21:00 akşam yemeği (koca bir porsiyon et döner ve bir bardak yayık ayranı)
    Veee işte geliyor... İlk asallı kaçamağım. Bir buçuk ay oldu ilk kez boğazımdan perhiz harici bir şey geçti.
    22:15 bir fincan salep.
    Hayır anlayamadığım, insan hanede 2 gün peş peşe et döner yedikten sonra dışarıya çıktığında neden aynı menüden devam eder? Saçmalığın daniskası.
    Salep için kendimi suçlu hissediyorum ama... Pişman mıyım? Hayır!
    Ne yapsaydım başka bir deyişle, canım körfez manzarasına karşı su mu içseydim? Ne yaptıysam bağışlama fola...
    Bir daha yaparsam dillerim bağlansın Smile
    Yürüyüş, iki sokak yukarıda kurulan mahalle pazarına 2 kere gidiş, 4. kattaki evin merdivenlerini 3 kere çıkış, karşıyaka çarşısını geziş sayılırsa, evet yaptım.
    Su, dünden iyi yarından kötü.
    Tartıldım da ama çıkan netice çok kötü hiç oralı değilim bu sebeple.
    "O" ya bu blogdan söz etme ihtimalim gittikçe azalıyor Smile

    4.gün...
    Oğlanı da kendimize benzettik, nasıl bir hayatsa bizimki artık...
    11:30 kahvaltı rutini,
    bugün pazar bir gün önce mahalle pazarından alınanların pişirilme günü,
    daha kabak vardı onu da kabak beğendi yaptım. Tansaş alışveriş yapınca 3 paket tavuk vermişti onları da değerlendirmek gerekli. Beğendinin üstüne pişirdim bol domatesli. Evde erişte kalmamış. Erişteli mercimek çorbası yapmaya başladım. Erişte evresine gelince şok oldum fakat yerine arpa şehriye attık. Öyle uydur buydur bir çorba oluverdi.
    E, tüm bu hazırlıklardan sonra
    16:00 öğle yemeği zamanı oldu. Yoğurt az kalmıştı olanı da ben yedim ama sanırım 200gr'a bitirememişimdir.
    Üstüne aile boyu güzel ve derin bir uyku
    20:00 ayva ve süt birlikteliği
    Ve nihayet
    22:00 akşam yemeği, öğlen pişirdiğim tavuk ve ekmek ve yoğurt Smile
    Mutfağımız servise kapanmıştır.
    Su, çok az ama gün daha bitmedi.
    Yürüyüş, o da ne?

    5.gün...
    Biliyordum bunun böyle olacağını, o ilk lokmanın büyüyü bozacağını.
    İyice tozuttum ve tabii ki uydurma sebeplerim var.
    Memleketten arkadaşım gelmiş.
    Bu şehirde ilk kez bir arkadaşımla akşam yemeğine çıkmışım. 1-2 kaçamağın lafı mı olur? dedim. Sad
    Neyse kendimi bu başarısızlık havasından şipşak çıkartıp silkiniyorum ve kendime geliyorum. Fakat önce günün hızlı bir özeti :
    11:30 kahvaltı, menü gibi saat de rutin olmaya başladı
    16:00 öğle yemeği (çorba ve hanede benden başka kimse yemediği için kabak beğendi -sanırım yarın da yemek zorunda kalacağım-)
    Ara öğünü hiç sormayın, ben de söylemeyeyim.
    Zira yok. Atladım. Unuttum. Yemedim, içmedim. Bu gayri muntazam hayat beni bitirdi acil annemin kollarına dönmem gerekli.
    20:00 akşam yemeği (yarım porsiyon fajita ve 3 adet -yoksa 4 müydü- tortilla ve sıkı durun tulum peyniri kızartmalı salata)
    Çok ayıp ettim kendime biliyorum ve sağ elimin işaret parmağını kendime doğru sallayıp, kızıyorum.
    Tez vakitte silkinip kendime geliyorum.


    22:00 akşam yemeği, öğlen pişirdiğim tavuk ve ekmek ve yoğurt Smile
    Mutfağımız servise kapanmıştır.
    Su, çok az fakat gün daha bitmedi.
    Yürüyüş, o da ne?

    6.gün...
    Fosurdamak yerine olayı kabul etme yoluna gidiyorum. Değiştirmeye kudret bulamadığım düzeni kabulleniyorum. Biz bu saatte uyanabiliyoruz Smile
    11:30 kahvaltı ile güne başlangıç
    16:00 öğle yemeği ve nihayet beğendi bitti Smile fakat bu yarın için sebze yemeği yapılması gerektiğini bildiriyor veyahut dışarıda yiyip alternatif menü ile coşabilirim Smile
    20:30 yemek hazırlarken bari ara öğünümü tüketeyim diyerek süt ve incir sefası yaptım. Acaba yalnızca süt ve kuru incir içeren bir perhiz menüm olsa mesut olamaz mıydım?
    22:00 akşam yemeği ve bitiş. İlk kez sardalye aldım, pişirdim, yedim.
    Açıkçası kokusunu biraz garipsedim. Belki de sardalyenin kendine has kokusu öyledir bilemiyorum. Ufaklık da yememeyi seçenek edince hayli kuşkulandım. Bakalım daha 2 saat oldu rastgele bir zehirlenme belirtisine rastlanamadı. Smile
    Sardalyeyi fırın poşetinde az yağlı olarak baharatlar ve patates eşliğinde pişirdim. Lezzetli oldu ama şu anda zehirleniyor muyuz acaba paniği ile tadını çıkaramadım. Hayır ses de çıkaramıyorum, sevgili eşim yok bunda bir şey sana öyle geliyor diyip konuyu yüzüme kapattı.

    Ön yargıları kırmak atomu parçalamaktan zormuş. Einstein abi öyle demiş. Ne de güzel demiş. "O" bana defaatle ,bir beslenme uzmanı olarak ayran - yoğurt ve balık birlikteliğine ait "zehirlenme yapar, ama balık taze değilse" tezinin yalandan ibaret olduğunu söylemişti. Önceden de tükettim bir arada bir şey olmadı fakat bu sefer balıktan da huylandım ya cesaret edemedim. Oysa nerede okumuştum bilemiyorum fakat bunun yalnızca bir yahudi inancından kaynaklandığını da okumuştum. Fakat insanın hayatta rizikoya atamadığı şeyler oluyor. Eşiniz ve siz aynı balıktan yemişken küçük erkek çocuğunuzun yememek için direnmesi ve size bir şey olursa ona bakacak kimse olmaması gibi sebeplerle riziko alınamıyor bazen.
    Gelelim sadede...
    Su, hiç yok denecek kadar az.
    Yürüyüş, kucağımda 15 kiloluk bebeyle "otobüs - tren - gezme - tren - otobüs" döngüsü spordan sayılır mı hocam?

    7.gün...
    Hiç yatmamak üzere oturulan bir gece ve saat 06 sularında bastıran uykuya yenik düşmece.
    Ve düzensizliğinde düzenli hallerimiz.
    11:30 sabah kahvaltısı
    Dışarıda geçen bir gün. Kaçamak yaptığım vakitlerde dahi kendimi, yeterince yemediğim (yiyemediğim) vakitlerden daha "az suçlu" hissediyor oluşumun bir izahı var mı acaba?
    Bütün günü 2 adet köfte ve 1,5 bardak ayran ve 3 dilim ekmekle atlattım. Bunları yediğimde sanırım saat 15:30 civarındaydı. Haneye gelişim ve yemek hazırlayışım 20:00 olunca açlıktan gözüm döndü fakat suçluluk duygusu nedeniyle ifrazata kaçmamaya çalıştım.
    20:00 bir tabak çorba ve bol miktarda balık (yanında 5 yuvarlak dilim patates de var. Allahtan kızartma değil, balığın suyunda pişmiş) ve ekmek ve bol yeşillik.
    Çok kötü bir gün oldu perhiz açısından.
    Susuz.
    Fakat oldukça yol yürüdük erkek çocuğumla. 2,5 saat kadar hiç durmadan dolaştık hayvanat bahçesinde.
    Bugün de böyle geçti. Yarın Allah kerim.
    Aynı zamanda tartılmadım. Bu sevdadan da vazgeçtim. Bu kadar kötü beslenme düzeniyle kilo versem ne olur, alsam sürpriz olmaz hem de Sad
    15 şubatı iple çekiyorum.

    8.gün...
    Atıştırmamak çok zor bir şey. Bunu başarmak bile kayda değer bir ilerleme diye düşünüyorum. Yani geçerken masanın üzerindeki çileklerden bir tane almamak. Yol üstünde meyve sıkanlardan bir tadına bakayım diye bir bardak içmemek ve başka minik ve masum görünen ama toplamda tehlike yaratan şeyler. Hele küçük bir oğlunuz varsa ve dolaşırken gördüğü her yiyecekten isteyip bir bölümünü yedikten sonra "sen ye" diye size uzatıyorsa, yemediklerini yememek hatta saklanamayacak olanları çöpe atmak çok zor. Seninkinin de bir mide, çöplük değil bir organ olduğunu sürekli hatırlamak çok zor.
    "Zoru başarırım, imkansız vaktimi alır" ;P
    11:30 sabah kahvaltısı
    16:00 öğle yemeği dışarıda kıymalı pide ve bol yeşillik ve light cola - ah cola, canım cola-
    20:00 süt ve 40gr karışık kuru meyve
    22:30 akşam yemeği (yürek ızgara ve yoğurt ve ekmek)
    Su yok denecek kadar az.
    Yürüyüş mü, canım çıktı maraton koşsam bu kadar yorulmuş olurdum herhalde.
    Çiğ köfte istiyor canım bu sıralar. "O" ya sormak lazım etsiz çiğ köfte yenilemez mi?
    Ya kokoreç hakkında ne demişti?
    Bir de sanki ton balığı yeme demişti ama hatırlayamadım. Ama buradayken 2 kere yedim evde yemek olmadığından.

    9.gün...
    Sabahın köründe uyanıp sonra geri uyuyunca
    13:00 kahvaltı saati oldu.
    18:00 yemek (bir tabak çorba, 120gr et döner, yoğurt ve ekmek)
    Bazen yoğurdu miktar olarak bitirmek zor oluyor.
    Kışın su içemediğim gibi yoğurt yemek de zor sanıyorum.
    Yürüyüş yine yok tabii ama bu sefer aktivite de yok. Bütün günü bir odadan hiç çıkmadan geçirdik ailece.
    Gece canım bir şey yemek istemedi ama acıktığım için
    22:00 bir bardak süt ve 2 kuru incir ile günü bitirdim.
    Bugün de böyle geçti hayırlısı bakalım.

    10.gün...
    Bugün menstruasyon başlangıcı.
    Sabah tartıldığımda 92 kiloydum ama bizim tartı kesin fazla fazla tartıyor. Kiloyu rakam olarak pek takmadığım doğru. En azından bu sefer böyle. Bu sefer kendime de "O"ya da inancım tam. Direnç gösterirse bile kilo en sonunda düşecek onu biliyorum. Daha çok nasıl hissettiğimle, ne kadar başarabildiğimle ilgileniyorum. Elbette başarının bir ölçütü de kilom ama "O"ya söz verdim 8 ay için. Başarı yada başarısızlık o zaman belli olacak. Bugün yemek yapmaktan yemeye pek vakit olmadı.
    11:00 sabah kahvaltısı
    19:00 olmuştu sanırım saate bakmayı bile akıl edemedim mutfakta işim bitti de yemek yiyebildim.
    23:00 süt ve kuru incirlerim.
    İyiden iyiye 2 öğüne düşürdüm. Bundan sonra her yemekten kalktığımda saat kuracağım 3 saat sonrasına ve mutlaka az da olsa bir şeyler yemeye çalışacağım.
    Bir de su içmeyi hatırlatacak bir alarm mı kursam? Bugün de neredeyse hiç su içmedim. Damacana günlerdir boşalmıyor bile.
    Yürüyüş, en azından evden çıktım buna da şükür. Zira evden çıkmak merdiven inip çıkmak anlamına geliyor. Şu uzun tatili önceki çabalarımız boşa gitmeden bir bitirelim başka şey istemiyorum.

    11.gün...
    Bu blog tam da istediğim gibi amacına ulaşıyor. Öyle yapacağım, böyle yapacağım diye nede güzel işkembeden atmışım. Fazla lafa gerek yok günü yazayım her şey ortaya çıkar.
    13:00 kahvaltı
    19:00 yemek (çorba,4 kaşık etli nohut, 2 kaşık közlenmiş patlıcan, karnabahar, 2 bardak ayran, ekmek)
    23:00 süt ve incir
    bitti.
    Su, yürüyüş? Yazmama gerek var mı? Neyi yazacaksam.
    Ama şu anda tam sağ elimin bir karış açığında mis gibi kokan 2 koca dilim kek var. Akşam yemekten sonra cocostar ve marzipan çikolatalar havalarda uçuştu. Değil elimi sürmek, göz ucuyla bile bakmadım. Şimdi de kekleri yemeden hemen buradan uzaklaşıyorum. Bunları hak edecek bir şey yapana kadar kokusuyla idare edeceğim artık Smile

    12.gün...
    Buraya geldiğimizden beri herhalde ilk defa bütün menüyü yedim. Evet saatleri çok istediğim gibi olmadı ama ne yapalım. Buna da şükür.
    13:00 kahvaltı
    16:30 öğle yemeği
    20:00 süt ve incirler
    22:00 akşam yemeği
    Evet su tüketmiyorum ama çok çay içiyorum. Elbette aynı şey olmadığını biliyorum. Benimki olsa olsa züğürt tesellisi Smile
    Yürüyüş yapamadığımı bilmem söylememe gerek var mı?


    Hızlı Menü: